ÖZSÖZ

I. BÖLÜM
ESKİ KUŞAKLAR


Eski Kuşak Hakkında
Süleyman Aksoy (Hacıkadı)
Yörük Opban (Osman Sert)
İbrahim Ethem Akıncı (Avcı Vali)
Mehmet Ağa
Abdurrahman Bey (Abdurrahman Aydın)
Topaloğlu Mehmet Efe
Sinanın Sadri (Sadri Artuç)
Eski Kuşak Avcıları

II. BÖLÜM
ORTA KUŞAKLAR


Orta Kuşaklar Hakkında
Faruk Aksoy
Burhan Karaosmanoğlu
Hasan Çavuş (Hasan Akyüz)
Soğanoğlu (Mustafa Şahbudak)
Hamamcı Şeref (Şeref Narin)
Tavuk Şükrü (Şükrü Çalış)
Muhacirler
Orta Kuşak Avcıları

III. BÖLÜM
GENÇ KUŞAKLAR


Genç Kuşaklar Hakkında
Ali Koç
Cüneyt Güçlü
Dursun Ceylan (Maliyeci Dursun)
Karabacağın Hasan (Hasan Şimşek)
Hamdi ve Mustafa Şahin
Hüseyin İnci
Hüseyin Özkaya
İrfan Coşkun (Koför İrfan)
Kâzım Tokuç
Veziroğlu Mehmet Ersen
Nabi Hoca (Nabi Yapıcı)
Mimar Saim (Saim Sayın)
Şinasi Aladağ
Süleyman Aksoy
Timur Çiçek
Özkan Canoğlu
Genç Kuşak Avcıları

IV. BÖLÜM
ANILAR - AVLAR - AVCILAR


Yılanlı
Çivril Avları
Dağ Köylerinde Av
Gökbel
Akçaalan
Kelekçinin Çilleri
Domuzlu Anılar
Söke Avları
Datça
Köyceğiz - Dalyan Avları
Söğüt - Bozburun Avları
Yerkesik’te Av
Çakmaktepe
Kale - Karaköy Avları
Gıra
Dağlar Kuruyor
Bir Av Hikâyesi
İlk Av
Tarladaki Domuz Avı
Ece’de Av
Kopaycılar (Tavşan Avcıları)
Muğla - Balık Avı - Gökova
Muğlalı Silâhçılar
Hâtime

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muğla’nın Avcı Valisi
İBRAHİM ETHEM AKINCI

Bizden önceki kuşağı anlatırken “Avcı Vali”nin yazılması gerekeceğini düşündüm. Uzun yıllar Muğla’da kalmış; daha çok avcılığı anlatılıyor. Oysa ki O bir savaş kahramanı. Bir mücahit. Ünlü Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Akıncı; bu konu pek iyi bilinmiyor. Ancak Vali İbrahim Ethem Akıncı’nın dört dörtlük bir avcı olduğu kesin!

1947-48 yılları olmalı, bir fotoğraf var hayalimde; koyu renkli büyük bir otomobil, şoförün yanında iri bir seter oturuyor. O da koyu renkli, dikkatle yola bakıyor. Arkada kır saçları pehlivan traşı kesilmiş, beyaz tenli kalın yapılı bir adam oturuyor. Sabah saatleri, okulun önünden geçiyor araba (bugünkü Kız Teknik), Akyol istikametine gidiyor. “Avcı Vali” bu, ben ilkokuldayım, ikinci ya da üçüncü sınıfta.

Kısa bir araştırma “Avcı Vali” İbrahim Ethem Akıncı’yı ortaya çıkardı. Yazma işinin ne kadar doğru, ne kadar da zorunlu bir görev olduğunu bir kez daha gördüm. Muğla’ya hizmet eden büyük insanlar arasında Vali İbrahim Ethem Akıncı bir abide gibi duruyor. O bir Kurtuluş Savaşı kahramanı. O bir Muğlalı! Uzun devlet görevinin son on yılını Muğla’da geçirmiş ve Muğla’dan emekli olmuş. Onu yaşayan kuşaklara anlatmak onurlu bir görev oldu.

30 yaşında, Demirci Kaymakamı iken yurdumuzun düşman işgaline uğraması üzerine silâhı kapıp dağa çıkan bir yurtsever. “Düzenli askeri birliklerin oluşturulmasına ve devreye sokulmasına kadar, silâhlandırılmış gönüllü birliklerle düşmanın hızını keserek, yeni işgalleri önlemek ve çekilmeye zorlamak...”(*1) üzere akıncı müfrezeleri kurup, yazışmalarına Hükümeti Milliye Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem diye imza atan gerçek bir görev adamı.

Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Kuvva-i Milliye yıllarında.

Mustafa Kemal’den Yakup Şevki Paşa’ya; bütün üstlerinden övgü ile teşekkür yazıları alan, Harp Madalyası ve İstiklâl Madalyası sahibi “sözü özüne uyan, gözünü budaktan sakınmayan, dürüst ve çalışkan idareci...” İbrahim Ethem Akıncı...

Silâhlı mücadele yıllarını örnek bir davranışla günü gününe not tutarak taçlandıran İbrahim Ethem savaş tarihimize DEMİRCİ AKINCILARI isimli dört yüz elli sayfalık dev bir eser de kazandırmıştır.(*2)

İstanbul’da yaşayan hemşehrimiz Fuat Karaosmanoğlu’na Muğlalı Avcılar arasında Vali Akıncıyı da yazmak istediğimi söyledim. O’nun yaşı valinin Muğla yıllarına benden daha yakındı; “küçük oğlu yakın arkadaşımdır” dedi. “istediğin bilgileri ondan alırız.” Önce Demirci Akıncıları geldi. Sarsıldım. Sonra İstanbul’a gittim aziz valimizin en küçük çocuğu Dr. Turhan Akıncı’yı ziyaret ettim. Görüştük. Notlar aldım.

Konuyu büyük ağabeyim Turan Şahin’e naklettim; “ne zannediyordun?!” dedi. “O bir savaş kahramanıydı. Törenlerde milletvekilleri onun üç adım arkasından giderlerdi. O Atatürk’ün Valisi’ydi...”

İbrahim Ethem Akıncı ile ilgili ana bilgileri vermek farz oldu.

BÜYÜK ATATÜRK
ve Muğla’nın Avcı Valisi İbrahim Ethem Akıncı

Büyük Ata’nın bu resmi ilk kez yayınlanıyor. Rahmetli valimizin oğlu Sayın Dr. Turhan Akıncı’nın aile fotoğrafları arasından seçerek, lütfedip gönderdikleri resim; Atatürk’ün Malatya’yı teşrifleri (1937) sırasında çekilmiş. İbrahim Ethem Akıncı o sırada Malatya Valisi. Atatürk Malatya İstasyonu’nda vali ve ordu komutanı tarafından karşılanıyor. Arkalarında daha sonra 3. Cumhurbaşkanlığı yapacak olan Celal Bayar var. Trenden inmekte olan zamanın Dahiliye Vekili Şükrü Kaya. Arkasında kısmen görünen ünlü Ali Çetinkaya. Vali Akıncı sağda. Yıl 1937 Ata sakin ve huzurlu görünüyor. Oysa Türkiye’yi öksüz bırakmasına sadece bir yıl var.

Dr. Turhan Akıncı’yı İstanbul’da evlerinde ziyaret ettim.

“İbrahim Ethem 1889 yılında Menlik’te doğdu. (Burası şimdi Yunanistan sınırları içindedir.) Babası Ali Efendi, annesi Naile Hanım’dır. Tahsilini Serez’de ve Selânik’te tamamladı. Selânik Hukuk Mektebi’ni bitirdikten sonra Temmuz 1915’te Balıkesir Sındırgı İlçesinin Çorum Bucak Müdürlüğüne atandı. Aralık 1920’de Demirci Kaymakamı oldu bu görevde Kasım 1923 tarihine kadar kaldı. İbrahim Ethem Bey ününü daha çok Demirci Kaymakamı olarak, düşman karşısında oluşturduğu silâhlı sivil güce ve bu gücün gerçekleştirdiği başarılı baskınlara borçludur.
Siirt, Bayazıt, Samsun, Balıkesir, Malatya ve Muğla Valiliklerinde bulunan İbrahim Ethem Bey 15.7.1949 yılında emekli oldu ve 11.5.1950 tarihinde hakkın rahmetine kavuştu.

Eşi Hatice Hanımla evliliğinden Orhan (1924), Burhan (1928), Turhan (1933) adlarında üç oğlu oldu.”

İbrahim Ethem Akıncı’nın 30 sene 11 ay 25 gün fiili hizmeti var. Ailesini maaşı ile geçindiren bir kamu görevlisi. İçişleri Bakanlığındaki 435 nolu sicil dosyasında emlâk ve servetine ilişkin şu resmi bilgi var: Bir adet HANE, kıymeti ikibin lira, tarihi 1932, ne suretle olduğu: Validemden müntakil. Bir adet de tarla var; üçbin lira değerinde 1927’de alınmış, ne suretle olduğu sütununda : satın alınmak suretiyle yazıyor! (*3)

Yani servetinin tamamı bu! Muhtemelen Balıkesir’de bir evi var; anasından kalmış, bir de tarla almış 1927’de. Hazine mallarının, emval-i metrukelerin harman olduğu savaş sonrası yılları İbrahim Ethem Bey’in perhizini bozamamış!

Rahmetli İbrahim Ethem Akıncı’nın Muğla yıllarından ve avcılığından söz edelim biraz! Buradan itibaren kâğıda geçirdiğim bilgiler Akıncı’nın en küçük oğlu Dr. Turhan Akıncı’dan.

“Ben Muğla’ya geldiğimde çok küçüktüm. On bir yıl kaldık. O nedenle sorulduğu zaman Muğlalıyım derim. Bir Muğlalı kadar Muğla’yı tanır ve severim.

Babam yaylada yurt kiralardı, göçerdik. Önce Hacı İstanbullular’ın Seyfi Dayı’nın Hacı Ahmet’teki yurdunu kiraladı. Bir yıl kadar. Daha sonra üç dört yıl Ayvalı Keyfoturağı arasındaki Celâl Ağa’nın yurdunu kiraladık. Şevki Beylerin yanındaydı.

Babamın şoförü vardı; Şükrü Köycü (rahmetli oto elektrikçisi Ali Köycü’nün babası E.Ş.) o da bizimle birlikte göçerdi.

Muğlalılar gibi bes hayvanı bağlardık. Genellikle iki erkeç bir kuzu alırdı. Ve göç ayağına doğru, hayvanlar kesilir; kavurma vs. yapılır; üzümler toplanır, bestel, pekmez, cevizli sucuk yapılırdı.

O yıllarda Karabağlar’a eşeklerle gidilirdi. Babam toz yapmasın diye arabayı yayla yolunda kullanmazdı. Aygır deposundaki atlardan birine binerdi. Eve de beyaz renkli, yüksek bir Kıbrıs eşeği almıştı. Ağabeylerim ve ben ona binerdik.

Akşamları kahveye çıkardı. Hacıkadı, Mehmet Ağa ve sair eşraf orada olurdu. Kesbiç Ali Osman diye biri vardı. Mehmet Ağa kahveye entari ile gelirdi. Bir ara babam da heveslenmişti! Annem engel oldu!

Üç dört yıl göçtü. Sonra romatizmaları yüzünden yayladan vazgeçti. Sonra Bozüyük Ilıcası’nı keşfetti. Esasen oraları babamın av sahalarıydı. Ilıcayı canlandırmak istedi. Yol gerekiyordu. Bağyaka köylüleri önce razı olmadılar. Babam onlara yolun önemini anlattı. Yol yapıldı. Ilıca ve çevresi düzenlendi. İlk işletmeci Yatağanlı Şeyh Mehmed’in damadı Fettah Efendi oldu. Tabi ihale ile verildi.

Ilıca çalışmaya başlayınca köylüler durumu anladılar; iki odalı bir ev yapıp babama hediye ettiler. O da evi özeldareye bağışladı. Bozüyük Girmesi’ndeki vali evinin hikâyesi budur!

Babam sert adamdı. Çetecilikten gelmişti. Uzun boylu hesap etmezdi. Bozüyük Girmesi’nde bir olay oldu. Babam evde dinleniyordu. Gazinoda bir gürültü başladı, arkasından silâhlar patladı. Vali hemen çifteyi aldı, ayakkaplarını giydi çıktı. Sarhoşlar ortalığı birbirine katıyorlardı. Babamı görünce kaçmaya davrandılar. Silâhı çevirdi, müsade etmedi.

- Hepinizi vururum kaçmayın! Fettah silâhını al, şunları topla. Bağlayın dedi. Adamların üstünden çıkan tabancalar, bıçaklar ortaya yığıldı. Yatağan’dan Jandarma Üsteğmeni geldi.

- Yatırın şunları, onar değnek vurun. Senin devriyelerin nerde kaldılar?

Her gün Bozüyük’e görevli gelen jandarma devriyeleri, o gün aksi gibi aşağılarda bir yerlerde uyumuşlar!

Sanıyorum o olaydan ötürü üsteğmen de ceza aldı, askerler de! Bozüyük’te bir daha olay çıkmadı.

Yaylaya göçemediğimiz yıllar, yurt kiralar bostan ektirirdi. Kadıköylü Arif, Eczacı Ethem Serim, Fazıl Bilge Paşa (Tümen Komutanı) yakın dostlarıydı. Zaman zaman çarşıda dolaşır, dükkânlara uğrar, genellikle de Ethem Bey’in eczanesinde konaklardı. Eczane Kocahan’ın kapısındaydı, hemen yanında da Bolu Lokantası vardı; orada grup halinde yemek yerlerdi.”

Vali İbrahim Ethem Akıncı’nın av tutkusu (her gerçek avcıda olduğu gibi!) hiç geçmemiş. Savaş sırasındaki çetecilikyıllarında bile zaman zaman köylülerin domuz süreklerine katılıyor. Demirci Akıncıları isimli kitabında var. Muğla da o yıllarda (kırklı yıllar) av bakımından hayli zengin. Yatağan Ovası’nda, çayın kenarlarında, Genevez’in altındaki tarlalarda bayırlarda keklik avlıyorlar, domuz avı yapıyorlar.

Vali daha çok bu bölgede ve Yerkesik yöresinde avlanıyor. Datça’ya da gidiyor. Düzen, Mandağı, Karadağ, Kızıldağ da basbayağı av sahası o yıllarda. Dalaman’a bıldırcın avına da gidiyor. Ula’da, Çiçekli’de av köşkü yaptırmış, o bölgede de avlanırmış.

Avcı Vali İbrahim Ethem Akıncı
Datça’da William Giraud’un yatında. Yanındaki Datça Kaymakamı Ahmet Topaloğlu. Daha sonra Demirel Hükümetinde Milli Savunma Bakanlığı yapmıştı.Pardesülü adam William Giraud ünlü atçı.

Muğla’da Balkan Muhacirleri var. Kopaylarla avlanıyorlar, tavşan avlıyorlar. Vali Akıncı onlarla da avlanırmış. Zaten muhacirlerin bir kısmı devlette çalışıyorlar. Vilayette, Belediyede, Nafiada vs.

Vali Akıncı döneminden bir anı. Fotoğraf eski Halkevi’nin merdivenlerinde çekilmiş. O yıllar Halkevi Muğla’nın tek oteli, gazinosu, salonu vs. (soldan sağa ön sıra) Operatör Taki Bey (Devlet Hastanesi Baştabibi), Vali İbrahim Ethem Akıncı, Sağlık Bakanı Hulûsi Alataş, asker Besim Besin Paşa (o zaman rütbesi henüz albay), Dahiliye Mütehassısı Dr. Nuri Bey (en sağda), (ikinci sıra) Neşet Dişçigil (Vali ile Taki Bey’in arasında), Dr. Reşat Göktepe (Paşa’nın sağ arkasında)Eczacı Hilmi Baydur (en sağda pardesülü, Dr. Nuri Bey’in arkasında.) 3. ve 4. sıradaki şahısları tek tek isimlendireme- dim. Ancak arada tanıdıklarım var. En arkada soldan 3. şahıs Şevki Gürsel (sonra B.T. Bölge Müdürü), Sağdan sola 3. şahıs Vali Şoförü Şükrü Köylü, hemen yanındaki Keşkeklerin Akif Dayı; Akif Uçkan. Arka orta bölümdeki şahıslar tahminen İl Genel Meclisi Üyeleri.

İbrahim Ethem Akıncı ile ilgili bir av anısı daha; Muğla Merkez İlçe’ye bağlı Kafaca Köyün’de “Kısık” diye ünlü bir boğaz vardır. Ünü bu mevkide yer altında bol su bulunmasından gelir. Ayrıca iyi bir tarımsal yöredir. Havası lımandır. Her şey yetişir. Zaten Pisi (Yeşilyurt) Kafaca bölgesi Muğla merkezin en verimli bölgesidir. Örneğin, biraz geç olur ama (Aydın’ın sarı loplarını pek tutmasa da) Kafaca’nın yedi yüz metrede yetişen incirlerini aslından ayırdetmek zor olur!

Meraklısı için biraz detay verelim. Kısık Aydın-Muğla Karayolundan, Kafaca levhasını geçip döndüğünüz zaman tam bir kilometre sağ aşağıdadır. Yol önünden, içinden geçer. Kime sorsanız gösterirler; sormanıza da gerek yoktur, oraya varıp, bakınca görürsünüz. Bir boğazın ağzındasınız, iki yanda yüksekçe tepeler var. Boğazın tabanında tarlalar, bahçeler.

Burada avcıları ilgilendiren bir doğa olayı yaşanır her yıl. Eylül ayının son on gününde bu boğazdan milyonlarca göçmen cıldırık (serçe) geçer! Kuşlar sabahın erken saatlerinde, karanlıkta geçmeye başlarlar. Yüzlerce, binlerce, on binlerce kuş partiler halinde adeta Kısık Boğazının tabanını süpürerek geçerler. Bu akın günlerce sürer. Ve köylüler boğazın çıkışına seksen yüz metre uzunluğunda bir harım yapıp arkasına gizlenirler. Harım iki üç metrede bir kazıklar çakıp aralarını dallar çalılarla örüp, kapatarak yapılan bir çeşit çit. Ellerine birer çalı, yapraklı büyücek dal alan avcılar kuşlar üzerlerinden geçerken ayağa kalkınca engellere takılan kuşlar dökülür kalır, toplanır sepetlere doldurulur. Bu av günlerce sürer.

Vali Akıncı doğal olarak bu olayı duymaktadır. Bir gün tarif edilen yere sabah karanlığında atla gider. Yalnız başına. İşin tekniğinden haberi yoktur! Harımın elli metre ötesine geçer, kuşların geleceği yere atıyla tüfeğiyle dikilir. Harımın arkasındaki Kafacalı avcılar heyecanla kuşları beklemektedir. Bu münasebetsiz (!) misafirden hoşlanmazlar. Bugün yüz yaşına dayanmış olan Meşeli Dayı davetsiz avcıyı münasip (!) bir lisanla gizlenmeye ve avı bozmamaya davet eder. Meşeli Dayı’yı ziyaret ettik şunları anlattı:

“Valiymiş biz ne bilelim. Sonra öğrendik kusura kalma dedik ama iş işten geçti.”

Ortalık ağarmış Vali Akıncı avcıların yanına gelmiş. “Kusura bakmayın avınızı bozdum” demiş. Demiş de; millette hoşafın yağı kesilmiş. Sonra gönüllerini almış. Meşeli Dayı’yı vilayete davet etmiş. Arkadaş olmuşlar!

İbrahim Ethem Akıncı ile ilgili değişik bir kaç notu daha küçük oğlu Dr. Turhan Akıncı’dan dinleyelim:

“ O yıllarda babam Köyceğiz, Fethiye seyahatlerinde Dalaman Devlet Üretme Çiftliği’nde kalırdı. Fethiye’ye iki günde gidilirdi. Nam Nam Çayı’nda otomobil çoğu zaman suyu geçemez orta yerde kalırdı. Şoför Şükrü Efendi babamı sırtına alır karşıya geçirirdi.

Dalaman Çiftliği her yıl zarar ederdi. Babam çok üzülürdü. Derken Namık Bey diye genç bir ziraatçı geldi. İtalya’da doktora yapmış. Babam “ne yaparsan yap burayı kârlı hale getir” dedi. “Ne gerekiyorsa yap.” O yaz sonu bıldırcın mevsiminde gittik. Beni de götürdü. 30-40 kiloluk karpuzlar yetişmiş, mısır, süpürgelik ekilmiş. Çiftlik ihya olmuş. Babam bayıldı.

“Ankara’nın talimatlarına uymadım dedi mühendis

Namık Bey. “Aynen devam et ben arkandayım” dedi babam! Sonra o adamı genel müdür yaptılar. Daha sonra bıraktı İtalya’ya gitti.

Üç mısırı birleştirdiler; ben üstüne çıktım! O zaman 10-12 yaşındaydım. Resim çektirip Ziraat Vekiline gönderdi! İkinci Dünya Savaşı sırasında Dalaman Üretme Çifliği’nden adalara mal giderdi.

O yıllarda Marmaris’e Altıncı Filo gelmişti. 1945-1946 yılları. Kırk elli parça gemi limanı doldurmuştu. Amiral gemisinin adı Leyfe idi. Amiralin adı da Peery. Önce Bodrum’a geldi. Kamyonlarla yiyecek dağıttılar. Belediye Başkanı İskender Bey bir kamyon yayla kavunu gönderdi. Amiral Peery Muğla’ya geldi, gezdi. Babam Amiral arabasını gemiden indirtmedi. Amerikalı Amiral vilayetin tahsis ettiği araba ile gezdi. Domuz süreği yaptılar (Çetibeli’nde) subaylar sivil giyinip Amerikalılarla avlandılar.

Babamı 60 yaşında emekli ettiler. Canı sıkıldı. Altı ay evvel haber verilmesi yasa gereği idi. Şuray-ı Devlet’e gitti. Kazandı. Dönmedi. Kazandığı tazminatı Kızılay’a verdi. DP’nin milletvekilliği teklifini reddetti. “Ben CHP’liyim ...” dedi.

Biz Muğla’dan ayrılırken Muğlalılar Aydın’a kadar geçirmeye gelmişlerdi.”

Muğla’nın Kurtuluş Savaşı Kahramanı Aziz Avcı Valisi İbrahim Ethem Akıncı’nın Muğla’da geçen hizmet yılları da şerefli başarı sayfalarıyla dolu.

“Sıtma savaşındaki başarısı” Sağlık Bakanlığınca “takdir” edilmiş. Ayrıca 500 Lira maddi mükâfatla taltif edilmiş.

1945 yılında ilköğretim alanında gösterdiği olağanüstü gayret Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “takdir” edilmiş.

1941 depreminde yerle bir olan Bayır’ı bugünkü yerinde yeniden kuran İbrahim Ethem Akıncı’dır.

Bugün Yerkesik Beldesi’nin bir mahallesinin adı Akıncı’dır. Bu güzel karar, Yerkesik’in ilköğretim hizmetlerindeki üstün gayreti sonucu Vali Akıncı’ya ödediği şükran borcudur.

Kahraman Valimizin Demirci Akıncıları Kitabı’nın son bölümüne konan bir belge var. Bu yazıyı onunla bitirmenin uygun olacağını düşündüm. Kendi dünya görüşü, kendi düşünceleri ve kendi diliyle okuyucu ile baş başa kalması daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

Ruhu şad olsun.

Bilûmum Dağ Arkadaşlarıma Son Hitabım ve Samimî Şikâyetlerim

Madde 1- Bu kadar zamandan beri dağlarda geçirdiğimiz müşterek hayata artık veda ediyoruz. Çünkü, vazifemiz bitmiştir.

Madde 2- İlk dağa çıktığımız zaman yekdiğerimize karşı verdiğimiz yemini biliyorsunuz. İşte bunu yapmış ve düşmanı denize dökerek verilen sözün eri olduğunuzu ispat etmiş olduğunuzdan dolayı size bütün mevcudiyetimle teşekkür ederim.

Madde 3- Bu hizmetimize mukabil ordu arzu edenleri birer rütbe vererek istihdam etmek istiyor. Talip varsa ismini bildirsin.

Madde 4- Ordu hizmetini kabul etmeyecekler bugünden itibaren terhis olunacaklardır. Her müfreze kumandanı, bütün efradın künyelerini ve müddet-i hizmetlerini havi birer vesika yazacak ve beray-ı tasdik bana verecektir.

Madde 5- Kıdemli efradın silâh ve hayvanları kendilerine terk, kıdemsizlerin yalnız silâhları alınarak hükûmet-i mahalliyeye teslim edilecek ve alınacak mazbatalar bana verilecektir.

Madde 6- Balıkesir ve havalisi efradı burada terhis edilecektir. Sındırgı. Bigadiç, Gördes, Simav, Demirci efradı benimle beraber Sındırgı’ya gidecek ve orada terhis olunacaktır.

Madde 7- Silâhıyla terhis olunacak kıdemli efrad memleketine gittiğinde hükûmet-i mahalliyeye vesikasını gösterecek ve yedinde silâh olduğunu söyleyerek hükûmetin talebinde derhal silâhı teslim edecektir.

Madde 8- Size nasihatlarım: Köyünüzde veya mahallenizde hiç bir resmî işe karışmamak ve kendi işinizle gücünüzle uğraşmak, bekârlar hemen teehhül etmek, müteehhiller de hemen çocuklarını mektebe vermek, büyüklere hürmet etmek, küçüklere merhamet göstermek. Ben çeteyim, kahraman-ı vatanım, filânım diye öteki berikine kafa tutmamak; hulâsa tüfeğini asıp sapana yapışmak ve çalışmaktır.

Madde 9- Köyünüze, mahallenize gittiğinizde dağda çalıştığınız, bihakkın mücahit olduğunuz için Yunanlılar’ın muhasara kanunlarına tevfikan ailelerinizin nefy ve tağrip, emvalinizin yağma ve müsadere, hane ve emlâkinizin ihrak edildiği ve bilakis Yunanlılarla teşrik-i mesaî edenlerin, düşman yardakçılığı yapan ve size felâket ihzarında âmil olanların ber-hayat bulunduğu ve hatta zengin ve mevki sahipleri olduklarını görecek ve bittabi bu feci, hazin ahval ve felâket karşısında müteessir olacaksınız. Fakat sabredecek, teessürünüzü kimseye ihzar etmeyerek tamirine çalışacak, şahsî intikamdan, şahsî menfaatten, ihraz-ı mevkîden içtinap edilecek, büyük bir âlicenaplık ibraziyle pek mübeccel olan mücahit namınızı lekelemeyeceksiniz; çünkü, Yağcı Dağında verdiğimiz ilk mücadele kararımızı derhatır ederek vazifey-i vataniye ve milliyemizi ifa ettiğimizden dolayı hasıl olan ruhî, manevî hazlarla iktifa edeceksiniz. İşte görüyorsunuz ki, benim valde ve biraderlerim nefy ve tağrip, emvalim yağma edilmiştir. Aldırmıyorum; zira, bu mesele ve hatta bunun daha büyüğü programımızda, plânımızda dahildi; her şeyin tamiri, noksanların ikmâli mümkündür. Ve eminim ki millet bunu yapacak ve size muavenet edecektir. Binaenaleyh, cesur ve metin olunuz! Ve hiçbir zaman şehit olan arkadaşlarınızın çoluk çocuğunu unutmayınız. Ve mümkün olduğu kadar bunlara muavenet ve şühedamızın kabirlerini ziyaret ve müşkilâta tesadüf ettiğinizde derhal bana müracaat ediniz. Vüsatim dahilinde çalışacağıma, muavenet edeceğime emin olabilirsiniz.

Madde 10- Gücendirdiğim arkadaşların hakkını helâl etmesini rica ve salimen memleketinize giderek ailenize kavuşmanızı, refah ile yaşamanızı temenni eder cümlenizi gözlerinden öperim. Muhterem, fedakâr arkadaşlarım.
 

30 Eylül 338
Kaymakam
İbrahim Ethem

(*1) İbrahim Ethem Akıncı’ya ait tırnak içine aldığım bölümler vilayet ve İçişleri Bakanlığından alınan resmi bilgilere dayanmaktadır.

(*2) Türk Tarih Kurumu Yayınları -ANKARA

(*3) Vilayetten ve İçişleri Bakanlığından Vali Akıncı hakkında bilgi istedim. Muğla Valisi Sayın Cemil Serhadlı’ya ilgi ve yardımları için teşekkür borçluyum.